william shakespeare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
william shakespeare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2011 Çarşamba

WİLLİAM SHAKESPEARE

italyan Rönesansı'nın etkisi İngiltere'de daha geç ve daha zayıf hissedildi. Bu yüzden, Elizabeth dönemi (1558- 1603) yalnızca tiyatroda değil, genel olarak edebiyatta özgün İngiliz geleneğinde kurulduğu yıllar oldu. Aslında bu dönemde İngiliz tiyatrosu karşıt etkilere açık durumdaydı: Bir yandan Protestan kilisesinin nüfuzunu kırmak için Corpus Christi Yortusu'nu kutlamak yasaklanmış, bu da gizem ve ibret oyunlarının gerilemesine yol açmıştır. Öte yandan , saray tiyatroyu İngiliz ulusak kimliğini pekiştirmek içinde kullanmak istiyordu. Bütün bunlara karşı, Avrupa'daki düşünsel, ahlaki ve dinsel çatışmaların özgürleştirici etkisi de 16. yüzyılın sonuna doğru şiddetlendi. Bunun sonucunda ortaya tiyatro da bu gerilimli, yeniliklere açık ruh halini yansıtıyordu. İngiliz tiyatrosu, kendi özgün ortaçağ geleneğinden aldığı mirası kara Avrupa'sının daha incelmiş buluşlarıyla kaynaştırarak, saray tiyatrosunun sınırlarını aşan, toplumun her kesimine seslenebilen bir sanat türü yarattı.
Marlovu'un, Shakespeare'nin, Beaumant ve Fletcher'in oyunlarını herkes izleyebiliyordu. İngiltere'de de ilk tiyatrolar, 1576'dan başlayarak Elizabeth döneminde kuruldu. Bu ilk tiyatrolar, daha önce oyunların sahnelendiği han avlularının biraz daha geliştirilmiş biçimiydi; seyirciler, üstü açık bir yapı içinde, yükseltilmiş bir tahta platformdan oluşan sahnenin üç yanında bulunan sıralarda oturuyordu. İzleyicilerle oyuncular arasındaki alış veriş, İtalyan tiyatrosundan daha fazlaydı. Buna karşılık biletler de daha ucuzdu. 1590'larda her tiyatro soylu bir kişinin desteğiyle işletiliyordu. İtalyan tiyatrosundan bir farkı da, kadın oyuncuların olmamasıdır. Kadın rollerini çoğu zaman erkek oyuncular üstleniyordu. Elizabeth'ten sonra gelen James döneminde (1603-25), tiyatro içerik olarak klasikçiliğe daha çok yaklaşırken, konu zenginliğini ve ufuk genişliğini de yitirmeye başladı. Bu dönemde, Ben Janson, John Ford, John Webster ve John Lyly gibi yazarlar zaman, mekan ve eylem birliği kurallarına önem verirken, trajedi ve komediyi de birbirinden daha kesin çizgilerle ayırdılar. 17. yüzyılın ortalarına doğru İngiliz tiyatrosu, maske ve dekor gibi görsel öğelere daha çok yer vermeye başlamıştı. 1642'deki burjuva devriminden sonra tiyatrolar kapatıldı ve sahne sanatı çok uzun bir süre eski canlılığına kavuşamadı.
Fransa'da düzenli tiyatro toplulukları 16. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Bunların repertuvarında, ibret ve mucize oyunları kadar, kaba bürlesk ve parodiler de yer alıyordu. Ama Fransa'nın öbür Avrupa ülkeleri gibi özgün bir yerel tiyatro geleneği yoktu. Bu yüzden İtalyan Rönesansı'nın etkisini kolayca benimsedi. 17. yüzyılda ülkenin güçlü bir merkezi yönetim altında birleşmesini sağlayan Başbakan Kardinal Richeliu, en gelişmiş sahne teknolojisini içeren bir tiyatro binası yaptırdı. Richeliu, trajedi ile komedinin birbirinden ayrılması, tiyatrodan traji-komik öğelerin atılması içinde çalıştı. Ama dönemin üç önemli yazarından biri olan Corneille'in Le Cid'i Kardinalin yerleştirmeye çalıştığı klasik birlik kurallarını hiçe sayan bir trajikomediydi. Corneille'in rakibi Racine ise klasikçi kuralların içinde kalarak trajediye romantik bir ton kazandırdı. Konularını Yunan-Roma mitolojisinden ve tarihten alan bu iki yazara karşılık Moliere, Fransız toplumunun gündelik yaşamından aldığı tiplerle kendi çağını aşan bir modern komedi anlayışının kurucusu oldu. Üstelik, dönemin en sevilen oyun yazarıydı. 
17. yüzyılda Avrupa'nın başka ülkelerinde de ulusal tiyatrolar kuruldu. Ama, bunların çoğu, sınırlı bir izleyici kesimine seslenebilen saray tiyatroları olarak kalacaktı. Opera ve balede gene aynı dönemde, soylu sınıfın seyirlik sanatları olarak gelişmişti.17. yüzyılın ikinci yarısında, İngiliz Restorasyon dönemi (1660-85) tiyatrosu Elizabeth dönemine geri dönmek istediyse de, İngiliz aristokrasisinin soğuk mizah anlayışını yansıtan bir töre komedisinden öteye gidemedi. Restorasyon tiyatrosunun en başarılı örneği sayılan William Congreve'in The Way of the World'ü (Dünyanın Hali) bile günümüzde sahnelenmektedir. İtalyan tiyatrosunun en önemli yazarı 18. yüzyılın ortasında bir çok komedi kaleme alan Carlo Goldoni'dir. 
Hamlet William Shakespeare tarafından 1599 ile 1601 yılları arasında yazıldığına inanılan bir trajedidir. Danimarka'da geçen oyunda Prens Hamlet'in, kral olan babasını öldürdükten sonra tahta geçen ve annesi ile evlenen amcası Claudius'tan nasıl intikam aldığını anlatır. Oyun renkli bir biçimde kahır dolu kederden hiddet dolu gazaba geçen gerçek ve yapmacık cinnetin izlediği yolu çizer ve ihanet, intikam, ensest, ahlaksızlık konularını işler.
Amleth efsanesi ile kaybolduğu varsayılan ve günümüzde Ur-Hamlet adıyla bilinen I. Elizabeth dönemine ait bir oyundan esinlenerek yazmıştır.Oyunun dramatik yapısı ve karakterlerinin derinliği Hamlet'in birçok açıdan tahlil edilmesine, yorumlanmasına ve üzerinde tartışılmasına 
neden olmuştur. Örneğin, yorumcular Hamlet'in amcasını öldürme konusundaki kararsızlığı karşısında yüzyıllarca şaşkın kalmışlardır. Bazıları bunu yalnızca olay dizisini sürdürebilmek için olduğunu düşünürken, diğerleri bunun soğukkanlılıkla işlenecek cinayetin, intikam hesaplarının ve set çekilen arzunun getirdiği karmaşık felsefi ve etik sorunların yarattığı baskı nedeniyle olduğunu söylemektedir. Yakın zamanlarda psikanalitik eleştirmenler Hamlet'in bilinçaltı arzularını tahlil ettiler ve feminist eleştirmenler sıklıkla kötü niyetli olarak değerlendirilen Ophelia ve Gertrude karakterlerini tekrar değerlendirmiş ve itibarlarını iade etmiştir.
Oyunun dramatik yapısı ve karakterlerinin derinliği Hamlet'in birçok açıdan tahlil edilmesine, yorumlanmasına ve üzerinde tartışılmasına neden olmuştur. Örneğin, yorumcular Hamlet'in amcasını öldürme konusundaki kararsızlığı karşısında yüzyıllarca şaşkın kalmışlardır. Bazıları bunu yalnızca olay dizisini sürdürebilmek için olduğunu düşünürken, diğerleri bunun soğukkanlılıkla işlenecek cinayetin, intikam hesaplarının ve set çekilen arzunun getirdiği karmaşık felsefi ve etik sorunların yarattığı baskı nedeniyle olduğunu söylemektedir. Yakın zamanlarda psikanalitik eleştirmenler Hamlet'in bilinçaltı arzularını tahlil ettiler ve feminist eleştirmenler sıklıkla kötü niyetli olarak değerlendirilen Ophelia ve Gertrude karakterlerini tekrar değerlendirmiş ve itibarlarını iade etmiştir.

William Shakespeare HAMLET (sahne 5)



Düzlüğün başka bir tarafı

(Hayalet ile Hmalet girerler)

HAMLET : Nereye götürüyorsun beni baba? Söyle; daha ileri gitmem.

HAYALET: Evladım kulaklarını aç beni dinle!

HAMLET:Peki baba

HAYALET: Çocuğum; cehennemin o harlı ateşlerine gitme vaktim yaklaşıyor.

HAMLET: Babacığıııım!

HAYALET: Bana acıma. Sadece sana diyeceklerimi dikkatle dinle!

HAMLET: Peki baba, tamam baba.

HAYALET: İntikamımı alacaksın.

HAMLET: Ne intikamı ya?

HAYALET: Babanın ben senin baban! Zamanında işlediğim günahlar yüzünden azap çekiyorum. Yanarak temizlenicek, arınacakmışım.Yönetici olmak çok zor işmiş. Mezarım bana dar geliyor. Sana öteki dünyayı anlatmam yasak edilemseydi her gün ibadet eder Allah'a yalvarırdın seni affetsin diye. Sırat köprüsünden nası geçeceksin bir düşün? İşte Hamlet öteki dünyayı senin gibi insanlara anlatmam yasak. Beni azıcık sevdiysen dinle

HAMLET : Allah'ım inanamıyorum.

HAYALET: O cinayetin öcünü al Hamlet.

HAMLET: Ne cinayeti ?

HAYALET: Hem de cinayetlerin en kalleşce olanı. Her cinayet kalleşcedir ama bu daha kötüsü. İnsanların hiç duymadığı görmediği bir cinayet.

HAMLET: Çabuk söylesene! Hemen intikam alayım, kimin kanı döküldüyse yerde kalmasın.

HAYALET: Görüyorum ki hazırsın yavrum. Zaten o kadar hissiz olman için benim evladım olmaman gerekirdi. Aferin sana aslan yavrum. Biliyorum ki sen bir o kadar cesur ve bi o kadar mertsin, gözü karasın. Hamlet, sarayın bahçesinde şekerleme yaparken beni bi yılan soktuğu yalanı ortaya atıldı ya..

HAMLET: Eee

HAYALET: İşte o öyle olmadı.

HAMLET: Aaaaaa!!!

HAYALET: Beni öldürdüler Hamlet...

HAMLET: Bütün Patagonya ölümüm hakkında yalan bir hikayeyle uyutuldu. Oysa sen benim delikanlı oğlum. Babanı öldüren kalleş şimdi ülkenize kral oldu!

HAMLET: Neeee! Biliyordum ama biliyordum! Anlamıştım zaten! Vay hain!

HAYALET: Evet, yengesine göz diken namussuz, arlanmaz herif! Anneni zenginlikle kandırdı.Hediyeler verdi. Sanki ben ondan zengin değildim, annen de nasıl kandıysa! Sonunda kötü emellerine alet etti. Evlenirken iyi günde kötü günde diye söz vermemiş miydik annenle? Sen git o seviyesiz adamla birlikte ol, bana onunla ihanet et! Dur bakayım tan mı ağarıyor ne? Az vaktim kaldı Hamlet. Amcan Şifacı Ayhan'a hazırlattığı ölüm suyunu geldi kulağıma döktü. O an sadece deliler gibi kıvranabildim. Ne olduğunu anlayamadım. Sadece onun benim azabım karşısında nasıl keyif aldığını o iğrenç sırıtışından anladım. Böyle işte oğlum. Uyurken bi kardeş eliyle öteki dünyaya getiriliverdim. Hem karımı, hem krallığımı hem de canımı elimden aldı. Öyle kardeş olmaz olsun. Annem onu doğuracağına taş doğursaymıs daha iyiymiş. Ben onun öyle olduğunu bilseydim yaşatır mıydım, yaşatır mıydım hiç! Hamlet intikamımı al yavrum, babanın hakkı için al.
Onun annenle birlikte olmasına sakın izin verme, o namussuzluğa gözü kapalı kalma. Annen için kötülük düşünme, her ne yaparsa yapsın o senin annendir. Dokuz ay karnında taşıdı seni, sütüyle karnını doyurdu. Allah'a havale et onu. Kendi saflığının kurbanı oldu o,ona diyecek bir şeyim yok sadece acıyorum. Gün ağarıyor Hamlet. Allah'a emanet ol çocuğum. Hakkını helal et. Unutma hiç beni, arada bir dua gönder de ruhum rahatlasın.

HAMLET: Eyy göklerdeki melekler! Ey yeryüzündeki aciz varlıklar! Ey her şeyi yaratan yüce Allah'ım! Ne yaptım da bana bu günleri gösterdin. Aaaahhh!! Çıldıracağıııım!! (Saçını başını yolar)
Öldüreyim mi şimdi onları öldüreyim mi? (Duvarlara tekme atar) Annem bir namussuzum yatağında, krallığımız işe bir şerefsizin ellerinde. Hepsine gününü göstereceğim hepsine! Olamıyorum işte olamıyorum sakin olamıyorum! (Hamlet oraya buraya tekme atıp çıldırırken dengesini kaybedip surlardan aşağıya düşer ve ölür.)

not: bu son beni üzüyor